Radikalde esen rüzgarlar

03
06 - 2008



Her yeni güne okuyarak başladığım Radikal Gazetesi ne zaman ki internet sitesini değiştirdi o zaman benim nazarımdaki yerinde de hafiften değişimler başladı. Teknik olarak baktığımda eski web sitesinden daha kullanışlı olduğu açık. 5 sutunlu bir yapıyı bu kadar yerli yerinde sunmak herkesin yapabileceği birşey değildir. Bu açıdan incelersem siteyi çok küçük kusurlar bulabilirdim ve bu ufak kusurlar da benim gözümdeki yerinden hiç birşey değiştirmezdi.

Ancak, her sabah ısrarla aldığım, ofise girdiğimde sayfasını açtığım, "radikal" olduğu için okuduğum gazetem bana adeta Hürriyet-Milliyet kardeşlerin web sayfasındaymışım gibi hissettirmeye başladı.

Radikal'in en kısa sürede "BİLMEM KİMİN FOTOGRAFLARI İÇİN TIKLAYINIZ" mantalitesinden uzaklaşmasını diliyorum. Neyseki yazar sayfalarındaki yalınlık ve güzellik beni teselli ediyor.



MSNde rahip kelimesi kullanılamıyor!

17
02 - 2008

Günün en verimli haberi bir çok internet "haber" sitesinin baş sayfalarında yer aldığı üzere MSN üzerinde "rahip" kelimesinin karşı tarafa iletilemiyor oluşuydu. Hepimizin kullandığı iletişim aracı MSN üzerinde içinde rahip geçen cümleler kurmamız engellenmiş.

Sebebi ne olabilir peki bunun?

İletilemeyen başka hangi kelimeler var   diye karşımızdakine bi ton küfür yazıp göndermemizi bir yana bırakıyorum, rahip kelimesine benzer kelimeleri (misal papaz, imam..) kullanabiliyoruz. MSN bize ne demeye çalışıyor olabilir? Rahip muhabbeti yapamadığını öğrenen bu insanların aklına bunu sokmak değil de nedir bu?

Son olarak rahipleri sevelim ama MSNde arkalarından konuşmayalım. Herhangi bir rahip arkadaşla husumeti olanlar lütfen gitsin yüzüne söylesin.




Tanrı'nın Senaryosu Heroes

21
01 - 2008

Evrim.. Hastasıyız. Hem canavarlar, hem mutanlar, hem de her geçen gün yeni özelliklerini keşfettiğim yeni canlı türleri geliştiriyor, insan başlığı altında. İlginç olan, aslında kendi sonunu hazırladığı.

Heroes'un 2. sezonunu geçen sezondan daha az bir heyecanla izlemeyi sürdürüyorum. Geçen sezonda NewYork'un patlamasını ve milyonlarca insanın ölmesini durdurabilmişler, "kahramanlar" olmuşlardı. Üstelik geleceği resmedebilen ve çizdiği bütün tablolar gerçek olan Isaac Mendez patlamayı da resmettiği halde.

Bu noktada sevgili Hiro'nun birinci sezonda aşık olduğu bir kızı kurtarmak için geçmişe gittiği bölüm geliyor aklıma. Hiro kızın çalıştığı yere gidip kızın katillerce öldürülmesini, onu o anda orada kurtarak engellemişti. Fakat bu defa kızcağız beyin tümöründen ölmüştü. Hiro kaç defa kızı kurtardıysa da, "kader"in, yani o insanın ölme gerçeğinin önüne geçememişti. Peki. Bu sezonda ise, Hiro'nun babası Kaito Nakamura, intikam almak için şirket kurucularını teker teker öldüren Adam tarafından, binanın üst katından itilerek öldürülüyor. Hiro yine hüzünle o zamana dönüyor ve babayı kurtarmak istiyor. Baba, oğluyla yaptığı anlamlı konuşmanın sonunda eğer ölme zamanı geldiyse ölmesi gerekir düsturundan ölümüne engel olmamasını istiyor ve Hiro babayı ölüm zamanına geri götürüp ölmesine müdahale etmiyor. Bu da peki.
devamı >



Yeni nesil şöhretler..

14
01 - 2008

Hatırlarsanız bir zamanlar meşhur olmak için bir takım ablalar şov tivilerde orda burda çıkarlardı soyunurlardı. Cumhurbaşkanına kadar arz-ı endam etmişler zamanla da yok olup gitmişlerdir. Bir çoğumuzun hala hafızalarında yer etmiştir bu kareler.
Az gittik uz gittik gördük ki ekranları başında bizler izlerken onları abiler ablalar saç saça baş başa birbirlerine girmeye başladılar ve böylesine bir şöhretler güruhu mantarlar gibi çoğaldılar.
Sevgilisini aldatanlar, orasını burasını açanlar derken bir de baktık ki popüler kültürün yeni sevgilileri biraz entellektüelleşti. Ampul akımından yükledikleri voltajları ve yaklaşmayın çarparım güçleri ile cumhuriyete atıp tutarak, milliyetçiliği yererek, Atatürk'le hesaplaşmaya giderek kendilerine köşe kaptıklarını izliyoruz.
Vahdettin'in yöntemleri, Adnan Menderes özentileri ile bana dokunan yılanı ezerim bakışları atan ampulcülerden ödü patlayan mütareke basını ne yazık ki bu çenesi düşük takkesizlere her köşeyi açmış durumdalar.
Ben kendilerine sağlık mutluluk ve esenlik dilerken reytinginiz bol olsun, köşelere gelesiniz diyorum.
Yesin sizi Mehmet Altan'lar, Murat Belge'ler, Fehmi Koru'lar....



faccia libro

16
10 - 2007

zeytinburnu'ndaki bıçkın mahallelilerin tavrı gibi net ve keskin: faça! italyanca faccia (yüz) sözcüğünden gelen bu tabir sanki kesik ya da başka bir yara anlamına geliyormuş gibi kullanılsa da "façanı bozarım" aslında "suratını dağıtırım" demekten çok da farklı diil(di). ne zaman biri faça dese, bella italia'ya oturdum nastro azzuro içerken caprese yiyorum sanıyorum kendimi (oh öyle hıncal uluç'um ki).
 
gel gelelim artık nastro azzuro içmek için birinin faça/faccia demesine ya da eşe dosta pide olsun pizza olsun bişey ikram etmek için bella italia veya aspava'ya oturmaya gerek yok: zira faccia sözcüğü yepisyenisinden bi anlam kazandı: evet evet, yüzlerce yüzün içinde toplaştığı kitap olarak bir sitemiz var: facebook! harvard'dan atılma genç bi adamın marifetiyle anaokulundayken gözünüze kum atıp kaçan çocuktan eski mahalledeki fingirdek yengeye kadar herkesi bulabiliyoruz; tanıdıklarımızı eklemekle kalmıyor onların tanıdıklarıyla da hasbihal ediyor ve sosyalleşme katsayımıza kantitatif değerler ekliyoruz (kalitatif analiz diye bi kitap gördüm ben bugün, beni benden aldı, bambaşka vizyonlar kazandırdı gönül gözüme). şahsen beni pek çok arkadaşıma kavuşturduğu, en azından neler yaptıklarından haberdar ettiği ve yeniden görüşme olanağı sağladığı için facebook'tan pek memnunum; daha da ötesi farkına geç vardığım ancak meraksal gıdıları tetikleyen ve özniteliksel içbenlik yaklaşımlarını izdüşümsel kovaladığım travertenler ördü bana (röah!). (evet evet sana yazdım burayı).


facebook'un tek faydası sosyalleşme diil elbette, sosyalleşemeyen veya sosyalleşmenin dibine vurup bundan sıkılan kişiler için de börtü-böcek-ev hayvanı-bulmaca-test-quiz-anket-ne idüğü belirsiz aygıt ve devinimler geliştirmiş arkadaşlar, ki bunların beni en çok eğlendirenleri arasında fluff friends ve doodle yer alıyor: ne olduklarını bilmeyenlerin acilen gidip bakmasında fayda var, bakmamak konusunda direnenler ise daha evvelden bakmış ve beğenmiş olanlara sorsunlar. beğenmemiş olanlara sormanın hiçbir mantığı yok çünkü bunlar katılım konusundaki direncinizi kırmak yerine pekiştirecek ve pek çok teknolojik gelişime sonradan dahil olan ya da salt popüler olduğu için sofi'nin dünyası'nı okumayı reddeden kitleye dahil olmaya devam etmenize sebep olacaklardır.

ziyadesiyle uzamış bulunan bu yazının reklam niteliği taşıdığını düşünenleriniz de olabilir tabii ki, ben bilmez miyim kitlemi.! hemen onları da düşündüm (bi anne şefkatiylen yaklaştığım şu dakikanın kıymetini biliniz, her zaman böyle yakalayamazsınız wykka'yı) ve daha evvelden facebook'a lanet yağdırmış olan pek canciğer arkadaşım vudu hanım'ın linkini vermeyi uygun buldum: bu da tam size göre. burda bi yerlerde de bi killer ending lazım aslında ama şu an te amo cuando bailas dinleyen bi kimseyim ve gayet dikkatim dağıldı - divantare membro del faccialibro diyor ve kaciyorum. si yu.



Wordpress.com un Kapatılması

18
08 - 2007

Başlıkta hata yok , wordpress.com un kapatılmadığını sadece mahkeme kararı ile siteye erişimin engellendiğini biliyorum, başlıkta bu şekilde kullanmamın nedeni de ikisi arasındaki ciddi farka dikkat çekmek zaten. Şimdi şöyle düşünelim, bir yer var ve kanunlara göre  bu bölgenin kamu sağlığına zararlı olduğu tespit edilmiş,  mantıken ne yapılması gerekir; bu yerin kapatılması değil mi ? Ama biz bunu yapamıyoruz çünkü kapatmamız gereken yer bizim yetkimizin dışında. Bu durumda bari buraya giden yolları keselim ki insanlar oraya ulaşamasın diyoruz. Tabi DNS asresini değiştirmek gibi alternatif yollar bulanlar için burası yine açık olacak ama olsun mevzu ayda 12 milyon Türk tarafından ziyaret edilen sitenin gözünü biraz korkutmak.

Bu sansür vakaları internet alemimiz için pek de yabancı sayılmaz. Daha önce Ekşi Sözlük ve Youtube de kapatılmıştı , ama wordpress.comu diğerlerinden ayıran ciddi bir özellik var , o da wordpress in kendi başına bir içerik sitesi olmaması. Wordpress.com kendi başına sadece site ile aynı isimdeki blog yazılımını dağıtan yer , erişimi engellenen ise bu site altından yayına yapan blogların tamamı , yani etrafımızdaki insanlar, amcalarımız teyzelerimiz okul arkadaşlarımız, kendi görüşlerini bloglarında anlatan sıradan insanlar; bizler.

Yani yapılan toplumun üretiği içeriğe ulaşmak için toplumun kendisine sansür konulması.

devamı >



Web 2.0 ve "deneyimli" reklamcılar.

17
07 - 2007

Bundan seneler seneler önce, (kaç tane seneler oldu hatırlayamadım) youth marketing daha Türkiye semalarında "iki tane kızı giydirelim, dolaşsın sokakta" sığlığında iken kurulmuş ReklamGiy'in bir dergi reklamı vardı...

Böyle yaşlı kelli felli amcalar, oturmuşlar bir masanın başına, "gençlik bizim işimiz" diyorlar.

Gençliği, gençliğe bırakın lütfen, bırakın gençlik o anki trendlere göre reklamlamasını kendisi yapsın.

ay, ne diyordum.

Bu yazı Web 2.0'ı büyük büyük butonlar ve parlak yıldız içindeki "beta" yazısından ibaret gören pazarlama iletişimi Gurularına (ay fosillerine mi demeliydim) hayatı internette geçen bir bünyenin cevabıdır.
devamı >



İnternetteki Kadın Teşhirciliği

09
07 - 2007

Gün geçmiyor ki internet üzerinde birşeylerin akımı başlamayagörsün.  Vaktiyle karı kız tavlama aracı olan internet -ki hala kimi güzide insanlarımız nazarında bu kanı değişmiş durumda değil- son zamalarda duyarlı yurdum genci tarafından yazılan yazılarla donatılmış durumda. Bu duyarlı gençlerimiz herşeye kızmakla geç kalmıyor , her başarısız olgunun üzerine atlamayı bir hak görüyorlar kendilerinde. Lafımız elbetteki iki lafın belini kırmayı usulüne göre yapanlara değil. Bunu bir moda akımı haline getiren yurdum gençliği soluğu her siteye/ bloğa ardı arkası kesilmeyen ahlak bekçisi tadında yorumlar bırakmaya başlıyor. İşi çığrından çıkarmak adeta bir görev onalr için. Ve başarıyorlar da!
Son günlermizin en moda akımı internetteki "kadın teşhirine son!" başlıklı yazıklar. Evet internetteki her yere donatılmış kadın resimlerinin gözümüze gözümüze sokulmasından çok hoşnut olmadığımı da söylemeliyim bu noktada. Çok meraklı değilim açıkcası bir haber okurken alt tarafta belimiş bir üstsüz yakalanmış "Tuğba Özay" hanfendiyi görmeye. Zaten o ve benzeri manzaraları görmek istesem gireceğim site elbetteki haber sitesi olmayacaktır. İlkokul çağındaki bir oğlan çocuğu bile biliyor bunu.

devamı >