Tüm alışkanlıklardan öte,bir zorlamadır
gider,usul usul sokulur yanı başımıza,aniden olur,geri
dönüşü çoğu zaman yoktur.
Bir pişmanlık,bir suçlululuk duygusu sarıverir
insanı.elde olan ne bir kayıp ne bi kalp kırıklığı ne
de gözyaşı olsada,kabul olunmayacak
özürler dilese de insan,kimimizi çok
yorar hatalar.
Her an olabilecek kadar sinsi,içimizde yaşayan
bi yeti,olmazsa olmaz...bi bakıma ölüm gibi
deva gibi...
Ama olmalıdır her yolun dönüşü,insan
nasıl özlemine yenik düşerde bi kenarda hazır
tutarsa dönüş biletini öyle geri gelmeli
sevenler arasında zaman.Yakınlaşmalı uzaklar mesafeler
kısalmalı.deniz ise deniz olunmalı dağlar tepeler
yollar vız gelmeli gökyüzü kırlar...
Açıkta yorulmuş,terkedilmiş,kıyıya vurmuş bir
sandal gibi dönmeli giden sevgili.... Kimi zaman
batık olur sandallar
asla kullanamazsın,bir daha onarılmaz,yüzmez ama
genede tutmak istersin kıyıda,gözünün
önünde,belki de hemen şuracıkta, kaldırıp
atmaya elin varmaz yüzemeyen sandallar hurdalığına
o kıyıda bekler sen ona bakarsın o sana...tepende
güneş bi elinde yalnızlıkların aklında geride
kalma korkusu.kum taneleri sıvazlarken yorgun ahşap
bedenini suya hasret insana uzak,denize toprağa suya
hasret... .koşup koşup itmekte gelir belki batacağını
bile bile ama yapazsın iştebatık ta olsa kırık da
olsa...
içimizden biridir hata birbirinin aynısı iki
zaman arası söz her an olabilecek kadar sinsi
içimizde yaşayan bi yeti olmazsa olmaz bi bakıma
ölüm gibi deva gibi...
Hata yapılır elbet sevgiliye,lakin bazen ta kendisidir
hatanın sevgili...
kim derdi ki yeşil sahalara kendimi eleştirerek
döneceğimi.. ama yeşili çok severim ben, bi
de kendimi.
boğmuşum ben meğer. tüm zamanlarını
çalmışım onun, en değerli şeyini
tüketmişim, evde ekmek bekleyen çocuklar
aç kalmış. sanıldığı gibi evdeki sab-i
sübyanlara üzülmüyorum. elbet başka
birileri etle olmasa da ekmekle besler onları.
açlığa kimse sırt çeviremez, komşusu
aç yatarken kimse tok uyuyamaz, benim
dışımda..
bencilliğim diz boyu. kadınlığım beni boğmakta.
tüm zamanında gözüm vardı evet, tüm
zamanı benim olmalıydı. bi başkasına harcanacak zamana
tahammülüm yoktu. çünkü ben
onu çok bekledim, bugünleri çok
bekledim, herkesten çok bekledim. o çocuk
açlığını bastıracak biçok şey
bulabilirdi çevresinde, biçok insan onu
besleyebilirdi, ayrıca onu oyalayacak oyuncaklar vardı
birsürü, ama bi sevgili daha yoktu. sorun
çocuğun açlığı değilmiş meğer, onun
çocukları besleyecek zamanını benden rica
etmesiymiş, zamanını çalan hırsızdan. hırsızın
hiçmi suçu yok, var tabi. bencilliği
gözünü doyursun.
anlayamayanlar için not: sab-i
sübyan, çocuk, oyuncak, et, ekmek, hırsız
metafordur. zaman ise çok
gerçektir.
ne zamandır yazmadığım için ayrıca eşşeklik
ettim ve bütün kitlemle kucaklaşmak suretiyle
kendilerinden özür diliyorum sanki terk-i
diyar eylemişim gibi. bir zanaatkar (hı?) olarak aşkın
beni yaratıcı kıldığı gerçeğinden uzaklaşamadım
elbette: yazıyorum, as always. öyleyse, hoşgeldim
yeniden.
Merhaba yeni site.
Bir şey eleştirmeli hissine kapılacağım gün
gibi aşikardı, siteye kaydolduğum zaman. Al işte. O his
şu an aç olduğum hissinin bile önüne
geçti . Ki ben çok fazla ve yoğun bir
şekilde kapılırım aç olduğum hissine :)
Her neyse . Belkide ne eleştireceğim diye etrafa
bakınacağıma, etraf olup kendime bakmalıyım ilk olarak.
Böyle olunca ise ne eleştireceğim
düşüncesinin yerine hangisini eleştireyim
düşüncesi hakim oluyor beynime. :) Ama o
da güncel bir şey olsun istersek eğer ;) pek
zorlanmadan muradımıza erebiliriz.
devamı >
Eleştirel.com yazarı iseniz buradan giriş yapabilirsiniz, değilseniz yazarlığa başvurmak için lütfen formu doldurun.