Hata

18
02 - 2008

Tüm alışkanlıklardan öte,bir zorlamadır gider,usul usul sokulur yanı başımıza,aniden olur,geri dönüşü çoğu zaman yoktur.

Bir pişmanlık,bir suçlululuk duygusu sarıverir insanı.elde olan ne bir kayıp ne bi kalp kırıklığı ne de gözyaşı olsada,kabul olunmayacak özürler dilese de insan,kimimizi çok yorar hatalar.

Her an olabilecek kadar sinsi,içimizde yaşayan bi yeti,olmazsa olmaz...bi bakıma ölüm gibi deva gibi...

Ama olmalıdır her yolun dönüşü,insan nasıl özlemine yenik düşerde bi kenarda hazır tutarsa dönüş biletini öyle geri gelmeli sevenler arasında zaman.Yakınlaşmalı uzaklar mesafeler kısalmalı.deniz ise deniz olunmalı dağlar tepeler yollar vız gelmeli gökyüzü kırlar...

Açıkta yorulmuş,terkedilmiş,kıyıya vurmuş bir sandal gibi dönmeli giden sevgili.... Kimi zaman batık olur sandallar

asla kullanamazsın,bir daha onarılmaz,yüzmez ama genede tutmak istersin kıyıda,gözünün önünde,belki de hemen şuracıkta, kaldırıp atmaya elin varmaz yüzemeyen sandallar hurdalığına o kıyıda bekler sen ona bakarsın o sana...tepende güneş bi elinde yalnızlıkların aklında geride kalma korkusu.kum taneleri sıvazlarken yorgun ahşap bedenini suya hasret insana uzak,denize toprağa suya hasret... .koşup koşup itmekte gelir belki batacağını bile bile ama yapazsın iştebatık ta olsa kırık da olsa...

içimizden biridir hata birbirinin aynısı iki zaman arası söz her an olabilecek kadar sinsi içimizde yaşayan bi yeti olmazsa olmaz bi bakıma ölüm gibi deva gibi...

Hata yapılır elbet sevgiliye,lakin bazen ta kendisidir hatanın sevgili...



Zaman çaldım...

27
10 - 2007

kim derdi ki yeşil sahalara kendimi eleştirerek döneceğimi.. ama yeşili çok severim ben, bi de kendimi.

boğmuşum ben meğer. tüm zamanlarını çalmışım onun, en değerli şeyini tüketmişim, evde ekmek bekleyen çocuklar aç kalmış. sanıldığı gibi evdeki sab-i sübyanlara üzülmüyorum. elbet başka birileri etle olmasa da ekmekle besler onları. açlığa kimse sırt çeviremez, komşusu aç yatarken kimse tok uyuyamaz, benim dışımda..

bencilliğim diz boyu. kadınlığım beni boğmakta. tüm zamanında gözüm vardı evet, tüm zamanı benim olmalıydı. bi başkasına harcanacak zamana tahammülüm yoktu. çünkü ben onu çok bekledim, bugünleri çok bekledim, herkesten çok bekledim. o çocuk açlığını bastıracak biçok şey bulabilirdi çevresinde, biçok insan onu besleyebilirdi, ayrıca onu oyalayacak oyuncaklar vardı birsürü, ama bi sevgili daha yoktu. sorun çocuğun açlığı değilmiş meğer, onun çocukları besleyecek zamanını benden rica etmesiymiş, zamanını çalan hırsızdan. hırsızın hiçmi suçu yok, var tabi. bencilliği gözünü doyursun.

anlayamayanlar için not: sab-i sübyan, çocuk, oyuncak, et, ekmek, hırsız metafordur. zaman ise çok gerçektir.



tell the guys that i'm back in town

16
10 - 2007

ne zamandır yazmadığım için ayrıca eşşeklik ettim ve bütün kitlemle kucaklaşmak suretiyle kendilerinden özür diliyorum sanki terk-i diyar eylemişim gibi. bir zanaatkar (hı?) olarak aşkın beni yaratıcı kıldığı gerçeğinden uzaklaşamadım elbette: yazıyorum, as always. öyleyse, hoşgeldim yeniden.



Kıskançlık

12
07 - 2007

 
Merhaba yeni site.
Bir şey eleştirmeli hissine kapılacağım gün gibi aşikardı, siteye kaydolduğum zaman. Al işte. O his şu an aç olduğum hissinin bile önüne geçti . Ki ben çok fazla ve yoğun bir şekilde kapılırım aç olduğum hissine :)
Her neyse . Belkide ne eleştireceğim diye etrafa bakınacağıma, etraf olup kendime bakmalıyım ilk olarak. Böyle olunca ise ne eleştireceğim düşüncesinin yerine hangisini eleştireyim düşüncesi hakim oluyor beynime. :) Ama o da güncel bir şey olsun istersek eğer ;) pek zorlanmadan muradımıza erebiliriz.

devamı >