16.06.2008…  AKP, Anayasa Mahkemesi'ne sunulmak üzere bir savunma hazırladı. Tam metnine şuradan erişilebilecek bu savunmada, haklarında açılan kapatma davasının hukuki gerekçelere değil önyargılara dayandığını öne sürdüler.

Başsavcılığın laiklik anlayışı baştan sona problemlidir.


Laiklik bir “yaşam biçimi” olamaz.

"Laikliği “yaşam biçimi” olarak tanımlamak, beraberinde çok ciddi siyasi ve toplumsal sorunlar doğurabilecektir." diyor AKP savunmasında. Laikliğin ana hatlarından bu kadar uzağa düşmüş bir yapının savunucularından da farklı bir söz beklemek yersizdi zaten. Esasen, laiklik karşısında bu kadar dirençle durabilen bir partinin kapatılma davasının savunma metninde laiklik üzerine yazılmış bu kadar çok söz sarfiyatı beni şaşırtmadı. Neyi saklamak isterseniz,  o kadar göz önüne çıkar zaten. Bu dava savunmasında dikkatler en çok "laiklik" üzerine çekilmiş diyebiliriz.



Öte yandan internet. AKP'ye göre "İddianameye ek olarak sunulan dosyalarda yer alan gazete haber ve yorumlarının büyük bir kısmı bunların yayınlanmasından yıllarca sonra internet yoluyla derlenmiştir. Bu nedenle bu dava adeta bir “google davası” dır. Başsavcı, çok sayıda haber ve yorumu dava açma tarihine yakın bir zamanda anahtar kelime yazarak “google” arama motorundan arama yapmak suretiyle elde etmiştir."

Hukukta normal işleyiş elbette ki delillerden yola çıkarak sonuca gitmektir. Buradaki tezat durumu ise çok güzel yakalamış AKP. Dava açıldıktan sonra mahkemeye sunulan bu deliller için bakın AKP ne diyor?

"İnternet gibi yalan ve yanlış haberlerin çok yoğun bir şekilde yer alabildiği sanal bir ortamdan delil üretmeye çalışmak bir hukuk garabetidir."

Hükümetimizin "internet"e bakışını az çok tahmin edebiliyorduk neyse ki. Bu konuda da hukuka etki edecek sözleri bulmakta da geri kalmamışlar doğrusu.

Başbakan Erdoğan’ın “İslam devleti” anlamına gelebilecek hiçbir sözü bulunmamaktadır.

Bu kapatma davasına başından beri "AKP'nin ekmeğine yağ sürülmek" olarak gördüğümü belirtmeliyim. Bir anda "mazlum" konumuna düşürüldükleri ve dahası oy vermemiş olan %53 tarafından da dikkatleri toplayacaklarını biliyordum. Savunma metni tam da bu noktada  destekçi olarak ortaya çıkmış görülüyor. Öyle alengirli cümleler ile karşı karşıyayım ki saatlerdir kafamdan milyon adet düşünce geçti. Neredeyse hak verecek duruma düştüm.

Partinin kurulmasından önceki söz ve eylemler partimize isnat edilemez.

Savunmaya imzasını atacak söz olarak bunu seçiyorum! Bu ne rahatlıktır böyle? Tamam, bugün ben de anayasaya aykırı tonlarca davranışta, ithamda bulunayım, seneler sonra iktidara geleyim ve hakkımda kapatılma davası açılırsa da "o öncedendi, partimi bağlamaz" diyeyim.

E yok devenin nalı.

Anayasa Mahkemesi'nin bu durumu ne zaman sonlandıracağını merakla beklerken bir yandan da bu savunma metninin kim tarafından kaleme alındığını merak etmiyor değilim. Yer yer anlam faklılıkları bana birden fazla kişi tarafından kaleme alındığını düşündürdü. Öyle ya, "birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için!" nidaları arşa ermiş durumda.

merush 17 06 2008 - 06 : 39   
2465 Kişi okudu     5 Yorum yapldı   
Puan : Oy :
Yorumlar :

İlk savunmada da TAYYİP ERDOĞAN, BOP'un eşbaşkanı değilim demişti. Savcıyı anlama özürlü olarak suçlamıştı. Kendisi "BOP'un eşbaşkanıyım" demek istememişmiş de, "medeniyetler ittifakının eşbaşkanıyım" demek istemişmiş.. Bunun üzerine konuyla ilgili Anayasa Mahkemesi'ne 30 civarında delil sunuldu ve BOP'un eşbaşkanı olduğu delilleriyle ispatlandı.

Demem o ki; savunma diye sundukları şeyler inkar etmekten başka bir şeyden ibaret değil. Gerçekleri saptırmaya çalışıyorlar. Ayrıca "usul savunması" yapmaktalar. Konunun esasına dair bir savunmayı betimleyecek cümle sayısı o kadar az ki yaptıkları savunmada.

Özetle şöyle demekteler aslında : "tamam esas açısından bu bir suç, ama usul açısından bu suç için cezalandırma yapamazsınız." Çünkü kendileri de biliyor ki, işleri zor... Neresinden savunmaya kalksalar kendilerini, kendi ellerinde kalıyorlar.

Tabi kalkıp da "evet biz bunu amaçlıyoruz, bunu yapmak istiyoruz" demeyeceklerdir.

oNLy_R 18 06 2008 - 01 : 14

Ayrıca iddianamenin internete dayandığı iddiasına gelince;

Eh bea adamlar eh bea adamlar... Koca koca adamlarsınız, söylediğinize kendiniz bile gülüyorsunuzdur herhalde. Yaptıklarınızın bu kadar gözler önünde olması, internetten bile "BOP'un eşbaşkanıyım", "Diyarbakır'ı BOP'un merkezi yapacağım" açıklamalarınıza ulaşılabilmenin mümkün olması savcının suçu değil ki! Halkın suçu!!! Bu kadar göz göre göre, her şey apaçıkken halk kalkıp da sizi oralara çıkardıysa savcı ne yapsın? Halk kör ise, tüm bunları görmüyor veya görmek istemiyor ise, ULUS DEVLET anlayışına sahip çıkmıyorsa ve kalkıp size oy veriyorsa, savcı ne yapsın? Evet ulus devlete halk sahip çıkmıyor, çünkü BOP'un eşbaşkanına sahip çıkıyor. Bu iki kavramın taban tabana zıt olduğunu anlatmaya gerek yok sanırım.

oNLy_R 18 06 2008 - 01 : 14

Ayrıca "Biz türbanı serbest bırakmak istemedik, biz özgürlüklerin önünü açmak istedik. Konumuz türban değil" türünden açıklamaları duyunca, TÜRBAN için AKP'ye oy verenler kendilerini aldatılmış hissetmiyorlarsa halen, onlara ne denir ki? Söyleyecek sözüm bile kalmadı kendilerine...

Umarım birgün bunlara oy verenler o derin uykudan uyanır ve şu gerçeği farkeder:

SORUN NE AKP NE TÜRBAN, SORUN Tayyip Erdoğan'ın BOP EŞBAŞKANI OLMASI. Ve BOP BU ÜLKEYİ BÖLMEK İSTİYOR.

BU DURUMDA TAYYİP ERDOĞAN SİZCE NE İSTİYOR?


Ayrıca merak ettiğim bir diğer husus : NİÇİN BOP'UN EŞBAŞKANI OLDUĞU İÇİN KENDİSİ YARGILANMIYOR? YARGILAMAK İÇİN GİRİŞİMDE BULUNULMUYOR? ÇÜNKÜ BOP'UN EŞBAŞKANI OLMAK DEMEK ... demektir.

... : içinde ihanet geçen o kadar çok şey sığar ki bu nokta noktalara

oNLy_R 18 06 2008 - 01 : 15

Ve ayrıca, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün kayıp trilyonlar davası için, cumhurbaşkanı seçilmeden önceki açıklaması şu idi : "Yargılanıp, aklanmak istiyorum"

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kendisi Cumhurbaşkanı olduğu için yasal imkansızlıklar sebebiyle yargılamayı başlatamıyor.

Peki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, madem o kadar aklanmak istiyordu, hal böyleyken niçin kendi isteğiyle gidip de "Ben yargılanmak ve aklanmak istiyorum" demiyor şimdi? Yoksa dokunulmazlık zırhı tatlı mı geldi?

oNLy_R 18 06 2008 - 01 : 18

Delil gerçek olduktan sonra (google da olsa, youtube da olsa başka bir şey de olsa) nereden geldiğinin önemi yoktur. Bu sebeple davaya google davası diyenler öncelikle delillere cevap vermelidirler. Ne davası olduğuna karar verecek olan yargıdır, kendileri değil. Ama delillere cevap veremeyenler alışık oldukları takiyye limanlarına sığınıyorlar her zamanki gibi.

oNLy_R 23 06 2008 - 01 : 47

Biri bana laik yaşam tarzını acıklayabilirmi?
Yok yani bu ''laik'' kelimesini tez halinde sunun deseler sanırım bir ödev konusu cıkarabilirim. Gel gelelim laik yaşam tarzını anlamış değilim :)
Şimdi laik yaşam tarzı içinde biri olarak algılamak istiyorum kendimi izin verirseniz. Düşünmeye baslıyorum.
Laik yaşam tarzında saat kaçta uyanılır?
Kahvaltıda neler yenir?
Ne tür işlerde çalışılır?
Laik yaşam tarzının hâkim olduğu bir evde, ne tür müzikler dinlenir,
akşam TV'de hangi diziler izlenir?
kaçta yatılır?
Nasıl bir yaşam şeklidir bu? laik yaşam tarzı içinde olan birileri varsa hakkaten merak ediyorum yardımcı olabilecek birileri varmı? sesimi duyan varmııı?
Bu laik liği icat eden hristiyanlar ortaçağdan beri kilisenin etikisinden devleti kurtarmak için yapmıs oldukları bu düşünce akımını laik yaşam tarzı şeklinde yaşamadıkları halde örnek: vatikan bizler laik yaşam tarzını nasıl acıklayabiliriz ? Merak ediyorum.

DeliName 02 07 2008 - 03 : 45

İsim *
Mail *
Web