Gazze fatihi Erdoğan

31
01 - 2009

Çok fazla haber oldu, ben de uzun uzun konuşmak istemiyorum. Amacım "Aslan Başbakan nasıl verdi adamların ağzının payını" edebiyatı yapmak da değil. Sadece sonunda başvekilin sinirinin doğru bir yerde ve doğru bir zamanda patlaması hoşuma gitti. Fakat bütün iş bundan ibaret değil. Davos'ta olanlar kimsenin acı çekmesini önlemeyecek. Eğer filistinde akan kanların durması isteniyorsa bunun görünen en kolay yolu Hamas'ın bir an önce ateşkes isteyip hatta silah bırakıp sorunu diplomatik yoldan çözmek için çaba göstermesi.

Tayyip Erdoğan da böyle bir çıkış yaptıktan sonra gazzede yaşayan insanlar için ufak da olsa bir umut ışığı gibi görünmeye başladı. Oradaki insanların asıl ihtiyacı ise bir an önce barış can güvenliklerinin kesin bir şekilde sağlanması. Başbakan gerçekten yardımcı olmak istiyorsa yapması gereken Peres'e nasıl bağırdıysa Hamas'a da biraz sert çıkıp barışa zorlaması.

Hazır İngiltere artık Hamas'la görüşme zamanı geldi demişken bu iş bir an çözülmeli ve başbakan asıl o zaman yumruğunu masaya vurmalı. Hamasın kendi kendine ilan ettiği zaferlerin ölen insanlara bir faydası yok çünkü.



Kimin bu Cumhuriyet

29
10 - 2008

Bu gün cumhurbaşkanlığında düzenlenen cumhuriyet resepsiyonuna chp ve dsp katılmadı.

Deniz Baykal, "İçinde bulunduğumuz koşullarda, yani hukukun ve Cumhuriyet değerlerinin hızla aşındırılıp yozlaştırıldığı bir dönemde yapılan kutlamaların Anıtkabir ziyareti ötesinde bir Cumhuriyet kutlaması şartlarını ve anlamını taşımadığı düşüncesindeyim"
Diyerek neden katılmadığını da açıkladı.

Siyasi görüşü ne olursa olsun seçimle gelmiş bir meclisin arasında bulunmamak ya seçilmişleri tanımamak ya da cumhuriyetin ne olduğunu aslında anlamamış olmaktan kaynaklanabilir. Anlaşılan Deniz Baykal ve aynı düşünenler Cumhuriyeti sadece kendileri için istiyorlar. Kendileri dışında bir cumhuriyeti tanımayan partilerin de aslında cumhuriyetçi olmadıklarını söylemek de yanlış olmaz sanırım. Hele ki 29 Ekim Cumhuriyet bayramına Cumhuriyetin ilk kurulan partisi olmak gibi ciddi bir tarihsel miras taşıyan partinin katılmaması bence çok iç acıtan bir durum.



Diziler ve Türk Edebiyatı

13
09 - 2008

Bir kaç yıl önce ağalı beyli diziler revaçtaydı, hatırlarsınız.  Şimdilerde ise durum biraz yön değiştirmiş bir biçimde huzurlarımıza dikiliyor. Türk Edebiyatı'nın değerli örnekleri birer dizi olarak karşımıza çıkıyor her gün.

Reşat Nuri Güntekin'in Yaprak Dökümü ile başlayan bu serüven ismini hatırlamakta zorlandığım bir çok dizi ile devam ediyor. Yaprak Dökümü zaten  son derece ağlak yapısı ile hiç hazetmediğim diziler arasında ilk sırasını kaptırmıyor kimselere, ancak başarısı bununla sınırlı değil. Yayınlandığı saatlerde adeta bir TV izlenme patlaması yaratan dizi öyle çok tutmuş ki yapımcılar bir Reşat Nuri Güntekin eseri olan Dudaktan Kalbe 'yi gözlerine kestirmişler. Kurgu olarak Yaprak Dökümü^nden daha haz alarak okuduğum bu romanın diziye uyarlanmış halini izlemediğim için yorum yapmayacağım.  Yine geçen sezon görüp izlemeliyim dediğim iki  dizi de bu klasmandalar.Hacı ve Sinekli Bakkal. Aniden yayından kaldırılmalarına anlam verememiştim. ( Bu iki diziyi de "ne diziler sevdim zaten yoktular" isimli yazıma eklemeliymişim aslında) Bir Cüneyt Ülsever romanı olan Hacı, bazı mecralarda problem yarattığı için yayından kaldırıldı, Halide Edip Adıvar'ın şahane eseri Sinekli Bakkal ise ne oldu da yayından kalktı; çözemedim.
devamı >



Olimpiyatlar tam Çin'e göre

14
08 - 2008

2008 Pekin olimpiyatları bugüne kadar gerçekleşen tüm olimpiyatlardan daha görkemli görünüyor. Gerek muazzam açılış töreni, gerek yapılan devasa tesisler, bu güne kadar bir olimpiyat için yapılanların en iyisi. Elbette her ülke kendi düzenlediği olimpiyatların yapılan en güzel  olmasını ister ama bunu yaparken sportmenlik adına yapılan olimpiyatlar için hiç de sportmen olmayan şeyler yapmakta.

Şu haber herşeyi çok daha iyi anlatıyor.

Olimpiyatları açılışında şarkı söyleyen küçük kızın playbck yaptığı, sadece yüzü güzel olduğu için Çinli Politbüro yetkilileri tarafından seçildiği ortaya çıktı. Olimpiyatların açılışındaki görkemli organizasyonda sahneye çıkan Lin Miaoke, kırmızı elbisesi, sevimliği ve müthiş sesiyle tüm dikkatleri üzerine çekmiş ve Olimpiyat’ı izleyenleri büyülemişti. Ancak şarkıyı söyleyenin Lin’in olmadığı ortaya çıktı. Şarkıyı söyleyen Yang Peiyi ise gerçeğin ortaya çıkmasıyla biraz hayal kırıklığına uğradığını itiraf etti. Ancak şarkı söyleyenin kendisi olduğu için de gurur duyduğunu belirtti.
devamı >



Salatalığa Danışın!

12
08 - 2008

Hayatımdaki en büyük kararsızlıklarımda salatalık hep yardımıma koşmuştur ve bana fikir vermiştir.

Ne zaman ilhamım kaçsa hemen salatalığa sığınırım, bir ısırık alırım ve ilham gelir, çünkü salatalık bana fikir verir.

Bildiğim bütün devrimciler bütün kararlarını salatalık yerken almışlardır.

Salatalık bütün bilim insanlarının, bütün mucitlerin, bütün liderlerin en büyük fikir vericisi olmuştur.

Eh, bu durumda, El-Kaide'nin Irak'ta kadınlara yönelik satın alma yasağı getirmesini hiç yadırgamıyorum. Mazallah, bu salatalıklar devamı >



AKP'ye Pıt

06
08 - 2008

Tarih 30 Temmuz. 
Anneme uğradım, evde kardeşim. Sohbet ediyoruz. Canlı izlediğim AKP kapatılmadı haberini anlatıyorum. Kardeşim umarsız sırıtışlarla dinliyor.



"-Yani nihayet sonunda parti kapatılmadı, ama Orkuncum partiye büyüüük bir ihtar vermişler, sözde."



"Hmm, büyük ihtar ha? Ne yapmışlar, burunlarına "pıt" mı yapmışlar???"






Ezgi'nin Merinos Günlüğü

03
08 - 2008

Sevgili Günlük,

Bugün bir iş teklifi aldık. Merinos Mobilya için reklam muziği yapmamız istendi. Sanki kırk yıldır bu anı bekler gibi paldır küldür atladık teklife. Şunca zamandır çizdiğimiz çizginin hiç alakasız bir yerinde de dursa bu fikir, bir şeyler olmuştu ve değişmiştik. Ve öyle bir reklam muziği yaptık ki, tüm kitlemiz perperişan oldu. Sanırım hiç de iyi olmadı. Ama içimize bir yerlere sinsice yerleşmiş olan bir medya maymunluğu var ki bir daha ne zaman ortaya çıkacak merak etmiyor değilim.

Görüşmek üzere sevgili günlük.

İmza:

Ezgi.




Gemiyi ilk önce fareler terkeder

12
07 - 2008

Abdullatif Şener pek de sürpriz olmayan bir kararla AKP'den istifa edip yeni bir oluşum hazırlığında olduğunu açıkladı.

Şayet olur da AKP kapatılırsa "kapatılmış" bir oluşumun içinden biri olarak görülmek istemedi kendisi anlaşılan. Ve bu hususta AKP sonrası yapılanmak isteyen diğer kitleye de önden bir kapı açarak ne kadar ince bir zekanın ürünü olduğunun altını çizdi.

Kafamdan geçen bir diğer olasılık ise, zaten "battı balık yan gider" kıvamına gelmiş AKP'nin kendi içlerinde aldıkları bir kararla buldukları en ılımlı insana "Sen önden git, ortamı yap geliyoruz" demiş olacakları. Bu ılımlı insanın Abdullatif Şener oluşu ortama nasıl bir hava katacak bunu da ileriki günlerde öğreneceğiz şüphesiz.

İlk düşündüğümüz gibi ise durum, Abdullatif Şener'in bu tavrını batmak üzere olan gemilerden ilk kaçan farelerle ilişkilendirmek mümkün. Bu tavrı da genel itibari ile seviyeli ve düzgün bir siyasetçi izlenimi veren Abdullatif Şener'e yakıştırmadığımı belirtmeliyim.




sof biznısss...

23
06 - 2008

Geçenlerde Okan Bayülgen'in konuk olduğu bir programın bir bölümünü izledim. Zaman zaman toplumsal bazı haykırışlarını ve magazin "ko"medyası ile verdiği amansız mücadeleyi takdirle karşıladığım Okan Bayülgen televizyon Yapımcısı olmuş. Sanırım Gülben Ergen'in programı ile gerçekleştirdiği bu adımla kendi ifadesi ile "Show business" olduğunu düşündüğü TV dünyasına farklı bir kanadından bodozlama bir dalış gerçekleştirmiş Okan Bayülgen. Yolu açık olsun.

Gelelim işin şof biznıs kısmına... Bu ülkede herşeyin şof, her işin biznıss olduğunu kabul edelim. Etmeyecek değiliz. Gelgelelim buna mahkum edilmek zorunda olan kitleler gün geçtikçe zavallılaşıyor bunu farketmiyor mu Okan Bayülgen anlayamadım. Her fırsatta toplumsal hareketlere destek veren Bayülgen; o program senin bu program benim oraya okul, buraya kitap, lösemiliye kan, doğuluya okul, kızlara gelecek dağıtırken salt ticari bir kimlik edindi diye yaptığı "seviyesiz" programlara böylesine bir kılıf uydurmak zorunda kaldıysa vay halimize...

Gerçi kendime sanane be adam demiyor da değilim. Ancak insanımızı küçük gördükçe küçülten tüm davranış şekillerine ve kavramlara karşı derin bir karşıtlık içinde olduğumdan yazayım istedim. Yazdım. İyi oldu.



Ak Parti'nin Savunma Metni

17
06 - 2008

16.06.2008…  AKP, Anayasa Mahkemesi'ne sunulmak üzere bir savunma hazırladı. Ta m metnine şuradan erişilebilecek bu savunmada, haklarında açılan kapatma davasının hukuki gerekçelere değil önyargılara dayandığını öne sürdüler.

Başsavcılığın laiklik anlayışı baştan sona problemlidir.
Laiklik bir “yaşam biçimi” olamaz.

"Laikliği “yaşam biçimi” olarak tanımlamak, beraberinde çok ciddi siyasi ve toplumsal sorunlar doğurabilecektir." diyor AKP savunmasında. Laikliğin ana hatlarından bu kadar uzağa düşmüş bir yapının savunucularından da farklı bir söz beklemek yersizdi zaten. Esasen, laiklik karşısında bu kadar dirençle durabilen bir partinin kapatılma davasının savunma metninde laiklik üzerine yazılmış bu kadar çok söz sarfiyatı beni şaşırtmadı. Neyi saklamak isterseniz,  o kadar göz önüne çıkar zaten. Bu dava savunmasında dikkatler en çok "laiklik" üzerine çekilmiş diyebiliriz.
devamı >